Sel Yayınları Haziran 2016 Kitapları!

BOK YOLUNA GİTMEK Erich Kästner

Özgün Adı: Der Gang vor die Hunde Türkçesi: Suzan Geridönmez

Çağdaş Dünya Edebiyatı / Roman

302 sayfa, 22 TL
ISBN: 978-975-570-801-0

“Çöküş ve ahlaki çürümeye karşı, devlet ve ailede namus ve disiplin için; Heinrich Mann, Ernst Glaeser ve Erich Kästner ́in yazdıklarını ateşe veriyorum.”

10 Mayıs 1933’de Berlin Opera Meydanı bu sözlerle yankılanırken, Kästner kenarda, kitaplarının genç Naziler tarafından yakılışını izliyordu.

Kästner‘i faşist histerinin hedef tahtasına oturtan eserlerinin arasında Bok Yoluna Gitmek de vardı. Almanya’daki politik ve ahlaki çöküşü eleştiren ve yükselen Nasyonal Sosyalist tehlikeye karşı insanları harekete geçmeye çağıran roman, uyarıcısı olduğu yozlaşmanın hışmına uğramıştı. Üstelik ikinci kez! İlk yayımlandığı sırada, Naziler henüz iktidarda bile değilken ağır bir sansüre uğrayan kitap, bu kez tamamen yasaklanıp ateşe mahkûm edilmişti.

Elinizdeki edisyon, bu önemli eserin, yayınlanışından yıllar sonra, Sven Hanuschek’in yoğun mesaisi ve

değerli editörlük notlarıyla titizlikle hazırlanan sansürsüz tam metnidir. 1930’ların Almanyası’ndan 2000’ler Türkiyesi’ne dikkate değer bir pencere açacağını düşündüğümüz Bok Yoluna Gitmek, politik ve ahlaki yozlaşmanın sonuçlarıyla erken bir yüzleşme şansı veriyor…

 

SİYAH 

BİR RENGİN TARİHİ

Michel Pastoureau

Özgün Adı: Noir, histoire d’une couleur Türkçesi: Mesut Tufan

Kültürel Tarih Kitaplığı / Araştırma – İnceleme

220 sayfa, 18 TL
ISBN: 978-975-570-795-2

Karanlıkların, ölümün ve cehennemin rengi olan siyahı ille de “olumsuz”, “kötücül” bir renk olarak görmemeli. Uzun tarihi boyunca, verimlilik, ölçülülük, saygınlık ve otoriteyle de özdeşleştirilmiş olan siyah, epeydir zarafetin ve modernliğin temsilcisidir.

Keşişlerin siyahından korsanların siyahına, ressamların siyahından terzilerinkine uzanan Michel Pastoureau, diğer renklerden farklı bir kadere ve simgeselliğe sahip olmuş, matbaanın icadına kadar renkler arasında apayrı bir yer işgal etmiş, Newton’un buluşlarıyla özel bir statü edinmiş, hatta renk olmaktan çıkmış siyahın izlerini yaradılış efsanelerinden 20. yüzyılın sonlarına dek her alanda sürüyor.

Siyahın; dil, toplumsal alışkanlıklar, sanatsal yaratılıcılık ve simgeler dünyasındaki yerini ve gelişimini belirgin bir şekilde ortaya koyan Pastoureau, aynı zamanda son derece zengin ve sürükleyici bir kültür tarihi panoramasını da gözler önüne seriyor.

VAPURLARA KÜSMEK Türker Ayyıldız

Çağdaş Türk Edebiyatı / Öykü

96 sayfa, 12 TL
ISBN: 978-975-570-794-5

Hayatın arka planını oluşturan ama bahsedilmeye layık görülmeyen olayları, özne olamamış insanları ve onların hikâyelerini yalın ve ustalıklı bir anlatımla birleştirerek öyküleştiren Türker Ayyıldız, insana ve insana dair olana duyduğu sevgiyi, umudu cesur bir sesle dillendirirken naifliğini korumayı başarıyor.

2011 Orhan Kemal Öykü Ödülü’ne layık görülen Vapurlara Küsmek, yaşamın çetinliğini ve bonkörlüğünü gözler önüne seren olaylardan göğsümüze bir yumruk gibi oturan acıları, içimizde ukde kalan meseleleri, yürek burkan detayları başarıyla damıtıyor.

 

ARTHUR SCHOPENHAUER: BİR FİLOZOFUN HUZURUNDA

SÖYLEŞİLER, PORTRELER, ŞİİRLER

Yayına Hazırlayan: Didier Raymond

Özgün Adı: Entretiens – Édition ́tablie et présentée par Türkçesi: Barış Tut

Felsefe / Deneme

112 sayfa, 12 TL
ISBN: 978-975-570-796-9

19. yüzyıl felsefesinin en üretken düşünürlerinden Arthur Schopenhauer; Kant idealizmi ve Doğu mistisizminden beslenerek geliştirdiği, irade gücü ve tasavvura dayanan düşünce sistemiyle, felsefe tarihinde edindiği o heybetli paydadan ve “seçkinci”, “sezgici”, “iradeci” gibi disiplinel tanımlamalarından mı ibarettir? Bir düşünür toplumsal normlarla birebir örtüşen, ideal bir profil çizmek ve yaşantısını bu kalıplar çerçevesinde mi sürdürmek zorundadır?

Arthur Schopenhauer: Bir Filozofun Huzurunda, Schopenhauer’in aşk, evlilik, toplum, akademi, arkadaşlık, tarih ve insanlığa dair fikirlerini tutkulu biçimde ortaya koyduğu söyleşilerden oluşuyor. Yolu; kendisine ve eserlerine karşı sürdürülen sessizlik politikasını bir komplo olarak değerlendiren, karşısındakilerin kişisel duygularına aldırış etmeyen, her şeye ve herkese karşı argüman üreten, hırslı, kibirli, sivri dilli fakat etten kemikten bir adamla kesişen bir dizi meslektaş ve çalışma arkadaşının gerçekleştirdiği söyleşilerden derlenen bu metin, okuyucuyu, radikal fikirlerini henüz tanıştığı kişilere söylemekten bir an olsun çekinmeyen düşünürle aynı masada karşı karşıya oturtuyor.

Eristik Diyalektik’te haklı çıkma sanatının inceliklerini ustalıkla öğreten Schopenhauer’in bunu nasıl icra ettiğine tanık olacaksınız.

MUTLULUK VAADİ Sara Ahmed

Özgün Adı: The Promise of Happiness Türkçesi: Deniz Mayadağ

Queer Düş’ün / Kuram

325 sayfa, 24 TL
ISBN: 978-975-570-792-1

Sara Ahmed, Mutluluk Vaadi’nde arzularımızın ve mutluluğumuzun başkalarının mutluluğuna bağlı olması beklentisinin; “Sadece mutlu olmanı istiyorum” ve “Sen mutluysan ben de mutluyum” gibi gündelik söylemlerin sonuçlarını ele alıyor. Çağdaş toplumdaki mutlu olma baskısı ve zorunluluğunun kültürel eleştirisine odaklanan Ahmed, mutluluğun insanları yaşamda bazı tercihler yapmaya iten ve bazı tercihlerden uzaklaştıran bir karar olduğunu söyleyerek, mutluluğun yaşamlarını belli bir şekilde yaşayanlara verilen bir vaat işlevi gördüğü tespitinde bulunuyor.

Ahmed, mutluluğu tüm yönleriyle incelerken antikçağ düşünürlerinden, tesir ve tutkular üzerine on yedinci yüzyılda yazılanlara, on sekizinci yüzyıldaki erdem ve eğitim konulu tartışmalardan ve on dokuzuncu yüzyıl faydacılığına kadar uzanan düşünsel tarihten yararlanıyor. Feminist, ırkçılık karşıtı ve queer eleştiriler yoluyla mutluluğun nasıl toplumsal baskıları meşrulaştırmak için kullanıldığını ve o baskıya karşı gelmenin nasıl mutsuzluğa yol açtığını da gösteriyor. Argümanlarını edebiyat ve sinema okumalarıyla da pekiştirerek mutlu olma zorunluluğunun dayattığı ahlaki düzeni eleştiriyor ve sorguluyor.